31 Ekim 2013 Perşembe

Ekim 2013

Merhaba,

Blogumda yeni bir bölüm oluşturmaya karar verdim. Bir ay içinde yaptıklarımı, aldıklarımı vs. aylık olarak yazacağım. Blog yazmaya başladığımda da aklımda blogumu bir nevi günlük olarak kullanmak vardı. Tabii günümü yansıtamam ama ayımı yansıtabilirim diye düşündüm. Bir nevi aylığım olacak yani.

Ekim'de kurban bayramı tatilinde Antalya'ya gittim. Yılın son deniz tatilini yaptım. 

İlk 2-3 gün plajda ilginç şekilde bir uğur böceği bolluğu vardı. Bunu dilek tutup uçurdum :)

Bi de otelin bahçesindeki adak ağacından da hareketle millet olarak dilek tutma fırsatlarını hiç kaçırmadığımızı, dibinde para olan her havuza para attığımızı, en ufak çaput bağlı ağaca hemen bizim de bağladığımızı, uğur böceği uçurduğumuzu düşündüm :)



Midye yedim.  Midyeyi fark etmeden önce şarap almış olduğundan bu defa midya-bira ikilisi olamadı.



Deniz kenarında esrarengizlik yaptım.


Tatlı yedim. Bülbül yuvası.


İncir tatlısı. Normalde incir tatlısını da yufka tatlıları da sevmem. Ama aşağıdaki incir tatlısını çok sevdim.



Durmadan patates bira tükettim. Bu da onlardan biriydi.


Bu arı da bira bardağıma girdi, ben de birayla ıslatıp sarhoş ettim, sonra çıkardım bardağım kenarında kurulandı durdu :)


Havanın kötü olduğu bir gün Terracity diye bi avm'ye gittik, ordan bu çok gerekli şapkayı aldım :)



Bunlar tatile götürdüğüm kitaplardı. Henüz ikisini okudum. Daha doğrusu birini okudum. En üstteki fifty shades of gray'i yarım bıraktım, çok patırtı kopardı bi ara ama beni sarmadı.


Tatil dışında alışveriş yaptım. Marks and Spencer'dan şu strecth pantolonu ve Trendyol'dan şu ceketi aldım.


Mango'dan bu kolyeyi ve yine yukarıdaki şapkayı aldığım Bijou Brigitte diye bi mağazadan bu yüzüğü:



WTA Tenis Şampiyona'sına gittim bi gün işten çıkınca. İlk deneyimimdi ve çok zevkliydi.



Dizi izlerken örgümü ördüm. Acemilik eserimin postunu ayrıca yapmıştım zaten. Burada.


Mudo'dan bu koltuğu tekrar beğendim. İndirime girince alacağım :)


Battaniyem'in beyaz ipi bittiğinden sıkıntı yaşadım. Aynı ipten bulmaya çalışıtım harıl harıl.


Sütlü Nuriye yedim bi akşam. Ay içinde en çok yaptığım iş yemek yemek :)



Bir gün Fransız Kültür'e gittim 1 saatlik bir yürüyüşle. Lisedeyken çok sevdiğim kitaplığını gezdim, nostalji yaptım. Kokusu, çalışanlarının çoğu yani hemen her şeyi aynıydı. Duygulandım. Zaman hiç ele avuca sığmıyor.


Sonra bahçesinde bu ağacın altında bi kahve içtim. Yaprakların yeşil hallerinden ziyade bu kırmızı-sarı-turuncu sonbahar hallerini seviyorum, bunu da çok sevdim.



Bunlar da orada tükettiklerimdi :)



Son olarak koltuk yastığı kılıfı örmeye başladım. Bu defa az daha deneyimliyim, fena birşey olmayacak sanırım.



Özetle güzel bir Ekim ayı geçirdim. Hızlı geçen aylardandı ve bol tatilliydi. Darısı Kasım'a.

Herkese sevgiler.

29 Ekim 2013 Salı

Tığla Örülmüş/Crochet Koltuk Örtüsü


Merhaba,

6 ay süren bir faaliyetten sonra yukarıdaki örtüyü tamamladım.  Başlangıçta battaniye olmasını planlamıştım ama örneği itibariyle çok delikli olduğundan battaniye diye başladığım şey koltuk örtüsü olarak bitti.

Çok sevdiğim birinin yorumu bence sonucu çok iyi ifade etti: "Bana bu tip şeyler otantik geliyor ama el emeği göz nuru olduğu için başarılı. Yani böyle bir şeyi satın alıp oraya koymazsın ama emek verildiği için eşyanın hikayesi olmuş."

Bitmeye çok yakınken:

İlk örgü denemem olduğundan kendi adıma acemiliklerim şunlar bence: renkler pastel olmalıydı, bense yumak halindeki görünümlerine aldanım çok canlı renkler seçmişim, biraz cırt bi koltuk örtüsü oldu.

Bir de battaniye planladığımda bir daha daha yoğun bir model yaparım, model battaniye omaya pek uygun değil.


 Bilenler anlayacaktır çok basit bir örnek aslında, yakın çekimlerini de koyuyorum örnek için:



Hatalarımdan ders aldım ve aklımdaki koltuk yastığı kılıfı için aşağıdaki iki rengi aldım, tunus işi bir kılıf yapmayı deneyeceğim :)


Herkese sevgiler.

26 Ekim 2013 Cumartesi

Magnolia Puding

Merhaba,

Cookshop'la hayatıma giren, ilk yediğimde "bunun neyine bayılmışlar" dediğim ama sonra durup dururken canım ister hale geldiğim magnolia pudingin muzlusunu yaptım.




Malzemeler: 

-5 bardak süt
-1 paket cicibebe
-1 su bardağı şeker
-2 yumurtanın sarısı
-1,5 çorba kaşığı nişasta
-2 çorba kaşığı un
-1,5 muz
-1 paket (200 ml) krema
-1 çay kaşığı vanilya
-süsleme için kakao




Yukarıda yazdığım miktarlarda süt, un, nişasta, vanilya, şeker ve yumurta sarısını tencereye koydum.


Üstüne sütü ekledim.

Sonra bunları elimle şu çırpıcıyı kullanarak güzelce çırptım.


Köpürdü, yumurta sarıları görünmez oldu ve homojenleşti.


Bu karışımı pudingmişçesine orta ateşte karıştıra karıştıra pişirdim. Kaynamaya başladıktan sonra göz göz olur olmaz altını kapattım. Bu arada belirtmek isterim ki genelde nişastayı daha fazla koyuyorlar ama bence karıştırma ve pişirme süresini biraz uzatıp nişastasını ununu yukarıda yazdığım kadar (yani daha az) koymak daha iyi.



Bu karışım 10 dk soğuduktan sonra içine kremayı da ilave edip iyice karıştırdım. Zaten karıştırırken biraz daha da soğudu puding.



Yukarıdaki 10 dk'lık soğume bekleyişi sırasında cicibebeleri rondodan geçirdim. 6 tanesini ayırdım, 6 kase yapacağım her birinin üstünü süslemek için 1 bebe bisküvisi. Paketin gerisini rondoda aşağıdaki gibi yaptım.



Kuplarımın en altına yukarıdaki toz haline gelmiş bisküviden üstüne bir sıra muz dizdim. (Yani en altta da bisküvi var.  Benim kupların dibi mor olduğundan en alttaki bisküvi sırası gözükmüyor.)


Sonra bu dizilimin üstüne artık ılımış olan pudingten döktüm. Sonra bir sıra daha bizküvi döktüm, bir sıra daha muz disdim ve en üste yine puding döktüm. Böyle oldu:



Bu yukarıdaki bardaklar soğuduktran sonra buzdolabına girdi ve 6 saat beklediler (daha fazla da bekleyebilir ama daha azı kurtarmaz.)

En üstüne 1 bisküviyi bu defa elimle kırıp döktüm, renk versin diye az kakao serptim. 1 muz dilimiyle de süsledim.

Tüketilmesi 10 dakika sürmedi :) Bence sunumu da cookshop'ın dağınık tabağından daha güzel oldu.

Siz ne dersiniz?

Afiyet olsun :)

21 Ekim 2013 Pazartesi

Erik Reçeli

Kızılcık reçelim umduğumdan çabuk bitince ve kızılcığın mevsimi de geçmiş olunca erik reçeli yaptım. 

Malzemeler:

-2 kilo aşağıdaki eriklerden
-4 su bardağı şeker (ben biraz ekşi seviyorum, daha market reçeli gibi seviyorsanız 5 bardak daha iyi olur)
-1 çay kaşığı limon tuzu

hepsi bu kadar




önce erikleri aşağıdaki gibi 8 parçaya böldüm, çekirdeklerini çıkardım.



bir sıra erik bir sıra şeker olacak şekilde dizdim.



2 kilo erik ve 4 bardak şekerin hepsi bitince böyle gözüktü:



bu şekilde 2 sat bekledim. şekerin etkisiyle erik suyunu bıraktı. böylelikle bu suda pişiyor reçel ve su ilave etmek gerekmiyor, özlü oluyor.

2 saatin sonunda böyle oldu:


sonra olduğu gibi kısık ateşe koydum. kendi kendine yavaş yavaş pişti. karıştırmamak lazım çünkü karıştırınca erikler ezilip marmelat gibi olabilir. bir de üzerinde biriken köpükleri aşağıdaki gibi almak lazım. köpükler alınmazsa reçel piştiğinde sulu kısmında beyaz beyaz köpükler olur ki hoş değil. bir de küflenebilir köpükler alınmazsa.



işte bu köpükleri tümden temizlemek lazım.

yaklaşık 2 saat ocağın üstünde kaldı. olup olmadığını anlamak için kaynamaya başladıktan sonra 15 dakika daha pişirip suyundan iki çorba kaşığı bir tabağa aldım. bu tabağı buzdolabına koyup 3 dakika bekletip çıkarınca suyu normal reçel kıvamında ise reçel pişmiş demektir.

reçeli ocaktan almadan limon tuzlarını ilace edip az karıştırıp 5 dakika daha kaynattım. limon tuzu koymak gerekiyor yoksa reçel şekerlenebilir ve yine küflenebilir.

reçel piştikten sonra altını kapattım buharının az gitmesini bekledim.

sonra aşağıdaki gibi kavanoza koyup kapağını sabaha kadar açık bıraktım.

sabah tam soğumuştu.



ve sonra böyle oldu, afiyetle yedik.


Herkese sevgiler.

Pastel 119

Merhaba,

Pastel 119 en beğendiğim kırmızı oje. Hem çok parlak kırmızı değil, tüm giysilerle uyuyor, hem bordo değil (bordo oje sevmiyorum).

İlk iki fotofa tek kat sürülmüş. Tek katta canlı bir kırmızı, renk yine güzel ama tam kapatmıyor, yakından belli olan hafif dalgalanmalar var.





İki kat sürünce aşağıdaki gibi daha koyu bir kırmızı ve tam kapatıcı.



Sevgiler.

20 Ekim 2013 Pazar

İrmik Helvası

9 günlük kurban bayramı tatilinde kaldığımız otelde nedense canım çok irmik helvası istedi ama otelde bir gün bile çıkmadı. ben de döner dönmez pazar günü derhal faaliyetlere giriştim. buyrun resimli tarife: 


malzemeler:

-1,5 su bardağı irmik
-2 çorba kaşığı tereyağı (100 gram kadar oluyor)
-1 su bardağı toz şeker
-2,5 su bardağı süt
-yarım paket (bi çay kaşığı kadar) vanilya
- yarım su bardağı ceviz içi




önce irmikle tereyağını tencereye koyup kısık ateşte karıştıra karıştıra kavurdum. irmik helvası kolay sayılabilecek bir tatlı aslında. en zor tarafı bu kavurma kısmı. zira 45-50 dakika boyunca aralıksız karıştırmak gerekiyor. bu süreyi kısa tutarsanız irmikleriniz çıtır çıtır ağzınıza gelebilir veya daha kötüsü ileride koyacağınız sütü çekmeyip çorba gibi olabilir.




45-50 dakika karıştırarak pişirme sonucunda rengi kahverengileşti. fotoğrafa pek yansımadı renk değişimi ama aşağıdaki gibi oldu. bu sırada cevizleri de ilave ettim üstüne ve 2 dakika daha kavurdum.



başka bir kapta sütü, şekeri ve vanilyayı karıştırdım şeker eriyene kadar. süt yerine su da konulabilir. ya da 1 bardak süt 1 bardak su da olabilir ama bence süt daha güzel hem de daha besleyici.



bu karışımı yukarıdaki hali alan ve ceviz ilave ettiğim irmiğin üstüne döktüm. dökerken irmik kızgın süt ise soğuk olduğundan sırçayabiliyor, dikkat ettim :)




sütü koyduktan sonra çorba halinden aşağıdaki gibi kaşığın izi kalır hale gelene kadar karıştırarak pişirmeye devam ettim. bu hali alınca altını kapattım ve derhal kapağını da kapattım. 10 dakika dinlendi, kendi kendine biraz daha suyunu çekti.


bir kase ile şekil verdim ve afiyetle yedik. .



sevgiler.