18 Ocak 2014 Cumartesi

İstanbul Oyuncak Müzesi

 Merhaba,



İstanbul'da Masumiyet Müzesi'nden sonra bu kadar zevk alarak gezeceğim başka bir müze olamaz diyordum ki İstanbul Oyuncak Müzesi'ni duydum.

Şahsen Mısır'daki 4000 yıl önceki yaşamı yansıtmak için 1000 yıl önce yapılmış bibloların sergilendiği tarz müzelerdense gerçekten yaşamış insanların gerçekten kullandığı, günlük hayatlarının parçası olmuş eşyaların sergilendiği, hayatın içinden müzeleri gezmekten daha çok keyif alıyorum.

İstanbul Oyuncak Müzesi'ni gezmek oyuncakların hem gerçekten kullanılmış olmalası hem de tasarım ve içeriklerinin kendi dönemlerini ve yaşam tarzını yansıtması bakımından x2 zevkliydi.

Müze Erenköy'de, aşağıda Sunay Akın ve diğer hak sahiplerinin affına sığınarak ve müzede fotoğraf çekmeyin yazısı da görmememe dayanarak en en en beğendiğim birkaç bölümden fotolara yer vereceğim.

Bunun dışında daha bir sürü bölüm ve oyuncak var görülmesi, yakından incelenmesi gereken ve  tabii aşağıda fotoğrafı yer alanlar da neticede bir fotoğraf karesine kadar yansıtabilirse o kadar yansıtıyor.

Müze bu şapşahane yalıda:






Ordan ne kadarmış gibi gözüküyor bilmiyorum ama bu gördüğünüz çay takımının her bir parçası aslında işaret parmağınızın bir boğumu kadar:



Berber ayının diğer mesleklerdeki arkadaşları da en az bu kadar sevimliydi :)







Yukarıdaki oyuncaklara zaten hayran hayran bakıyordum, aşağıdaki bebek evi (doll house) oyuncaklarda mest oldum :)

Ayrıntının ayrıntısı düşünülmüş:


 Mesela aşağıdaki fotoğrafta soldaki tezgahın altındaki viledamsı temizlik aletine dikkat çekmek isterim:



Bu oyuncakları Almanlar değil de biz yapmış olsak (hayal bu ya), sanki "uf tamam leğen yaptık, ekmek ve ekmek sepeti de yaptık, çörek tabağı bile yaptık, altı üstü oyuncak" der geçeriz gibime geliyor. İnsanın yaptığı işe tüm beynini, becerisini, gayretini vermesi, "oyuncak işte" demeyip tam ve hatta mükemmel yapmaya uğraşması ne etkileyici bişey.









bir kitaplahuzurbulur olarak aşağıdaki bebek evi odası da en sevdiklerimden oldu. küçükken benim de evimde böyle bir oda olacağını hayal ederdim yalan rüzgarı'nda victor'ın falan odasını görüp. şimdilik şu aşağıdakinin sadece 2 bölmelisi kadar bir kitaplığım var. hayırlısı :)



 havuz. yaratıcılık had safhada.


bu da annemin merdaneli makinede çamaşırları yıkadığı, beyaz sabun kokusuyla uyandığım ctesi sabahlarının anısına çektiğim bir fotoğraf:


sırf odanın kapısı bile çok etkileyici bence:



bebek evini yapmışlar, içine tuvalet yapmışlar, yetinmemişler klozet, kapak vs de yapmışlar. soldaki dolabın içinin de boş olmadığını belirtmek isterim. dolabın büyüklüğü serçe parmak kadar.






sonra sonra bebek evleri mesleki boyuta taşınmış :)




kasap-steakhouse:

 balıkevi:


şu gördüğünüz bir parmak boğumu büyüklüğündeki ayakkabıların her biri ayrı model, bağcıkları, desenleri vs var. bu bebek evlerinden bi tane verseler tane tane tane 10 saat incelerim. doyamam ertesi gün yeniden incelerim.


romantikliğe her yerde prim:


kate'in kaynanası:


 bu sekreter kızcağız da çok dokunaklı geldi, içime dokundu:




berlin'den sonra gittiğim için 2. dünya savaşı oyuncakları daha bir ilgimi çekti. yine de çok temiz bir noktaya, çocukların hayal gücüne hitap eden oyuncaklar böyle acımasız olmamalı sanki.



Bu hemşire (kız kardeş anlamında olan hemşire) de pek havalıydı. Müzeden kendime bi hediye seçme şansım olsa, yukarıdaki sekreterle birlikte kendisi üst sıralardan aday olurdu. İşbu yazımda da bu haseple 2 defa yer aldı.




 Elbise dolabı :)





Müzeyi audioguide ile gezmek şart. Sunay Akın çok güzel anlatıyor. Bir de şöyle bişeye dikkat çekti: uzaya ilk araç gönderenlerden birinin 1920'lerde uzay oyuncağı yapan ve çocukların zihinlerinde uzay hayalleri oluşturan Amerikalılar olması şaşırtıcı değil.

Gerçekten de hayal kurduracak ve doğru hayalleri kurduracak oyuncak çok önemli.

Herkese sevgiler.

2 yorum:

Arif Emre Yarimbiyik dedi ki...

"uzaya ilk araç gönderenlerin 1920'lerde uzay oyuncağı yapan ve çocukların zihinlerinde uzay hayalleri oluşturan Amerikalılar olması şaşırtıcı değil."
HATALI. Cunku:
Sputnik 1, (Rusça: Спутник-1) dünyanın ilk yapay uydusu. Sputnik serisinden ilk uzay aracı. SSCB tarafından 4 Ekim 1957'de yörüngeye oturtuldu. Sputnik 1'in uzaya gönderilmesi soğuk savaş yıllarında gerçekleşti ve süper güçler arasında yeni bir rekabet olan Uzay Yarışı'nı başlattı. (wiki)

asroyalasaqueen dedi ki...

Teşekkür ederim. Rusya'yı da kapsayacak şekilde gerekli düzeltmeyi yaptım.