dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Nisan 2016 Cuma

Mart 2016





Bu ay bayağı kitap okudum. İlki yine bilim kurgusal kişisel gelişim kitapları tarzında olan Hatırla. Güzeldi. Karma, yaşadığımız olayların evrende temsil ettiğimiz enerjiyle ilgisi, bilinçaltı ve yaşamımıza etkileri vs konularla ilgiliyseniz sevebilirsiniz. Farklı perspektifler içeren, alışılmışın dışında bir şeyler sunan bi kitaptı.



İsmi güzel değil. İçeriği güzeldi. Yukarıdaki biraz daha bilimkurgusal ve alışılmışın dışarı içerikteyken bu çok mantık kişisel gelişim kitabı olmasa da yine de kişisel gelişim kitabı işte.



Bu da minicik  bir el kitabı zaten. Deepak Chopra'dan bir şeyleri uzun zamandır okumak istiyordum. Şimdiye kısmetmiş. Halen de bunu okuyorum.



Yemeklerden en çok bunu ve aşağıdaki kendi yaptığım tatlıyı sevdim bu ay. İlki dondurmanın üzerine çilek, yaban mersini, ceviz ve hindistan cevizi.



Bu ise altta çikolatalı puding denebilecek bir kakao, süt, un, şeker karışımı, ortaya bisküvi, üste vanilyalı puding denebilecek bir vanilya, süt, şeker karışımı ve üstüne de redberryler.


Babamın doğum günü nedeniyle evde yemek daveti verdim. 5 kişiydiler ama davet denebilir bence :)
Piştikten sonra çekmeyi unutmuşum ama böyle pazıya sarılı somon yapmıştım. Çok doyurucu ve güzel olmuştu.



Bağzı akşamlar evden çalıştım mumlarımı yakıp.


Starbucks'taki şu yeni kahveyi denedim. Bana fazla otsu kokulu geldi. Sütle falan kokusunu seyrelterek içiyorum bitsin diye.


Minik bir l'occitane alışverişi yaptım. Şişeler o kadar küçüktü ki bitti bile çoğu. Yazıciyim bir ara.


Bakiyim beni mi yazıyosun, yha silsene bu fotoyuu.


Succulentlerim biraz büyüdü mü ne.


Dizilerden Death Note'u izledim ve bitirdim. Daha önce yazmıştım. 25 dakikalık 37 bölümden oluşuyordu. Çok sürükleyici, süper bir diziydi. Çok tavsiye ederim. Şimdi yine 88 sezonuyla üstüme çökmeyecek hafif dizi arayışındayım.


Filmlerden de çok geç kaldığım Hangover serisini, Agora'yı ve Batman v. Superman: Dawn of Justice'i seyrettim. İlk ikisini çok sevdim, sonuncu bayıktı.

Nisana uzayıp duran bağzı işsel konularımı bitirmiş olarak temiz temiz başladım. Düzeni bozulmadan devam eder umarım. Game of Thrones'un yeni sezonu da geliyor Nisan'da. Daha ne olsun.

Sevgiler.

27 Mart 2016 Pazar

25 Mart 2016'nın Günlüğü


Blog yazmaya karar verdiğimde fotoğraflı bir günlük olarak düşünmüştüm. Hatta adı da "ne yapmalı" olacaktı. Neticede hepimiz gündelik can sıkıntısından burada değil miyiz?
Sonra günlük yazamadım tabii, aylık postlar yaptım. Haftasonu 2 tüm gün süre bir konferansa katılacağımdan bugünü izin aldım. Bir günlük yazayım dedim.

Yurtdışı gezi postlarıma yaptığım gibi ileride bakar nostalji yaparım. Hem de siz canım okurlarım macera dolu yaşantıma tanıklık etmiş olursunuz. Ben çocukken içi gözüken evleri gözetlemeyi severdim, belki siz de bu yazı türünden hoşlanırsınız.

Girizgahımı yaptım. Başlıyorum.



9'da uyanıyorum. İsmail'le sırnaş, mırıldaş, yatakta dön, yatağı topla derken 10'a geliyor. Bir bölüm Death Note izleyerek müslili hafif bi kahvaltı yapıyorum. Çünkü biraz daha beklersem başım ağrır, gözlerim kararır, bir dolu şey.


Sonra duş. Yüzüm kurudu, pul pul oldu bu ara. Duştaki hedefim şu clinique scrubla o pulları güzzeeelce temizlemek, duştan çıkınca da cildimi bolca nemlendirmek. Güzel de oldu, ölü deriler tümden gitti, yumuşacık tertemiz hissettim.


Macera dolu hayatımın en maceralı anlarından, bulaşık makinesi boşaltmak. Seviyorum tabak çanak, züccaciye neyse ki.


Ben bunlarla oyalanırken öğlen oluyor. Bugün sevgilim de evde daha güzel tarafı. O işten geliyor. Ben de öğlen yemeğine acıkmıştım zaten. Geniş kahvaltı yapıyoruz yumurtalı, peynirli, taze meyvesulu.


Sonra o uyumaya geçerken ben de tekrar mutfak toplamaya. Kahve makinamı temizliyorum önce, aylardır erteliyordum. Sonra da genel tertip. Sonuç bu. Düzgünce dizilmiş, tertemiz mutfak da bana huzur veren şeylerden biri.


Sonrasında bi dışarı çıkıp sıcak su torbası alma niyetim var. Ama tam öğle arası oldu ve her yer öğle yemeğine çıkan pis çalışanlarla doludur şimdi meh meh (bir gün çalışmayınca gündelikçilere kızan yazlıkçılara dönmüştü). Onlar işlerine gitsin diye beklerken az kitabımı okuyorum.


Sonra nihayet ekonomiye katkı için dşarıdayım. Evime en yakın yere gidiyorum, hiç arabaya binip uzaklaşasım yok. Hem hava alıyorum. Çıkmışken İsmail'in biten ıslak mamasını da aliyim diye pet shopa giriyorum. Buncağızı salmışlar, vik vik dolaşıyo ortalıkta. O da hava alıyor.


Sıcak su torbası ve ıslak mama için çıkmıştım ama bunlarla döndüm. Uzakdoğu temalı kuğa ve kaseler, evdeki yeşil tabağımla takım oluşturacak başka bir kupa ve minik bir vazo. Tabak çanak züccaciye severim demiştim.


Aldıklarımı yerleştirtikten sonra uzakdoğu esintili kupamı baklava eşliğinde kullanıma açıyorum. Yankee Candle'ın "üzümlü ekmek" koklu tartını da eritip ortamı pastaneye döndürdükten sonra biraz daha kitap okuyorum.


Bu pamuk çocuk da o sırada sarı köşe konseptimi şöyle bir yoklayıp 3-4 saat uyumak üzere sarı koltuğa yerleşiyor.



Ben de aynı noktada kalkmadan kitaptan yine biraz Death Note izlemeye geçiyorum. Bu ölüm meleğinin birini defterini yer yüzüne düşürmesi ve onu Light Yagami adında bir insanın almasını konu alan bir anime. Deftere birinin ismini yazar ve o sırada o kişini yüzünü hayal ederseniz o kişi 40 saniye içinde ölüyor. Çok sürükleyici. 37 bölümden oluşuyor. 33teyim bitmek üzere.

O sırada parmaklarımdaki çıkık çıkık kırmızı ojeleri fark ediyorum ve bi zahmet kalkıp onları silip yerine bu sütlü mavi ojeyi sürüyorum.


Akşam geldi bile. Bir takım hazırlıklar.


Akşam yemeği hazır. Pastırmalı ramen.


Yemekten sonra da Agora eşliğinde viski. Ya da tam tersi.

Spnra da koltukta uyuklama sonrası yatağa geçiş.

Bu da böyle bir günümüzdü.

Öptüm.

31 Ağustos 2015 Pazartesi

Ağustos 2015

 
Merhaba kıymetli okurum,
 
En son Aralık'ta yazdığım aylık post ile karşına çıkayım dedim, Ağustos dolu geçti bayağı.

 

Bu fotoğraf sırasında henüz eski evimde denemek için aldığım 4 adet Amsterdam Navigator'dan sonuncusunu içmekte ve Game of Thrones izlemekteydim. Amsterdam Navigator'ı sevmedim, içtiklerimi de  hep yarım içtim, çok tatlı karamelize soğan aromalı bira  mı olur? Bi de diğer tatlı alkollü içeceklerde olduğu gibi bu da çabuk sarhoş edici.

Game of Thrones'a geç başladım, bir çırpıda bitirdim, 6 sezonu bekleyenlere karıştım. Ayh çok heyecanlı.


Bir arkadaşımın köpeğini sevmeye gittim. Bakmayın böyle durduğuna, aşırı fıttırık, şu poz ancak 1 saniye sürmüştür, fıtır fıtır fıtır hareket halinde sürekli.



Ayın büyük kısmı yeni evime taşınmalarla, son düzenlemelerle geçti. Bakliyat dolabımın bu tertemiz, düzenli görüntüsü hoşuma gitti. Düzenli dolapları seviyorum. Açıp bakıp huzur doluyorum. Obsesif ve düzen meraklısı yönümü evimde bu dolaba yansıttım :)


O gün düzenlemeden sonra bekleyemeyecek kadar acıkmıştım, ton balıklı makarna yaptım. Tabii ki yarısını yedim, gözüm aç ve elim tek kişilik yemek yapmaya alışık değildi.


Bazen, 20-30 dklık bir iş yaparken 2 Broke Girls'ün 4. sezonunu izledim çerez niyetine.
 
2

Kahvaltı daveti verdim bir pazar sabahı.


Sonra evsel olaylara artık alıştım mı ne olduysa buzluğa sebzeler koyayım, yavaş yavaş yerim dedim.

 Fasulye, bamya ve dolmalık biber dondurdum.


Hızımı alamadım, 3 gün yemelik biber dolması yaptım bir pazar günü.


Şu succulentleri arkadaşımdan aldım, küçük saksılara ektim, ofise koydum. Minicikler.


Sonra Pinterest'te terrariumları gördükçe hoşuma gitti. Paşabahçe'den şu cam prizmamsı şeyi ve yanındaki şarap bardağını aldım :) Az önce yukarıda gördüğünüz succulentleri buraya ektim, terrarium konseptleri yaptım.


Bir akşam arkadaşlarım evimi görmeye geleceklerdi. Yukarıdaki trüfleri yaptım. Çok güzel olmuşlardı.


Hazırlıklarımın genel manzarası ise şöyleydi. Somon wrap, bruschetta, trüf ve çeştli atıştırmalıklar. Ben yaptım diye demiyorum ama ben yaptım :)



Kahvaltı postu yapmıştım hatırlarsınız. Orada yer almayan kahvaltılardan biri de buydu.  Bi sabah 7:30'da kendiliğimden uyanınca (normalde 8de saatle zor kalma şeklindeyim) sosisli yumurta yapayım bari dedim.


Filmlerden Closer'ı izledim. 2004 yapımı, şimdiye kadar izlemememe şaştım, çok güzeldi.


Suadaya gittim yüzmelere güneşlenmelere.


Yine filmlerden Minority Report'u izleyerek örgü ördüm.


Kitaplardan Reşat Nuri Güntekin'in Bir Kadın Düşmanı'nı okudum. Muhteşem karakter çözümlemeli, sürükleyici tam bir klasikti. Severek okudum. Zaten bir cumartesi aldım, pazar bitmişti.


Bu ay bir de Haruki Murakami'nin Yaban Koyununun İzinde'sine başladım. Daha önce 1-2 kitabını okumuştum Murakami'nin. Bunu da çok severek okuyorum, belki Murakami kitaplarından devam edip seriyi de tamamlarım bu bitince.


Ay sonu itibariyle de kahvaltılarda gülmelik kısa bölümlü dizi sıkıntısı çekince e açiym Seinfeld'i bi daha izliyim bari dedim. Uzun zaman oldu izlemeyeli.

Şimdi buraya çok yansımadı ama Ağustos koşturmacalı geçti ev işlerinden dolayı. Daha sakin bir Eylül bekliyorum.

Sevgiler.

24 Ağustos 2015 Pazartesi

Kahvaltı Menüleri-1

Merhaba canımdan çok sevdiğim okurlarım,
 
Ben sabahlar evden kahvaltı yapmadan hiç çıkamam, çıktığımda başım döner, gözlerim kararır falan filan. Bu nedenle aklımdaki sorulardan biri acaba yalnız yaşasam sabahları üşenmez, dört başı bayındır kahvaltılar hazırlar mıyım yoksa şu anki "ayh kahvaltım olmadan asla" şımarıklığım annemim verdiği rahatlığa mı dayanıyor idi. Hazılarmışım. 
 
Erken işe giden ve evde kahvaltı yapmaya üşenenlere ilham/motivasyon olur diye 1 haftalık (haftaiçi) ve hazırlaması 15 dk süren kahvaltı menülerime ilişkin post yapmaya karar verdim. Buradan buyrun:
 


1. Gün: Pazar günü kıymalı börek yapmış idim yeni fırınımın deneme çalışmaları kapsamında. Ptesi günü kalan böreklerle devam ettim. Yanına biraz şu tiftikli peynirden, biraz da üzüm koydum, earl gray çayımı da salladım tamam oldu.

Çayı yanında tatlı bişeyler yemezken şekersiz içemiyorum, yazın da reçel/bal pek gitmiyor. O yüzden kahvaltılarda bir nevi çay şekeri olarak üzümü çok göreceksiniz.



2. Gün: Ben haftalık açma/simit alıp buzdolabına koyuyorum, sabahları tavada ısıtıyorum, taptaze gibi oluyor. Bir de sabah ekmekvs alma derdi olmuyor. Salı günü yarım simit, 1 yumurta, üzüm, zeytin ve peynirden oluşan kahvaltımın yanına americano yaptım. Sabahları dinç uyanmışsam çay, gözlerimi zor açmış, yataktan kazınarak kalkmışsam kahve içmeyi tercih ediyorum.



3. Gün: Bugün biraz daha geç kalktım, daha hızlı olsun diye az corn flakes, az müsli, 2 incir, 1 erik doğradım, üstüne de azsüt. Kahveyle hızlıca yaptım.



4. Gün:  Bugün yumurta haşladım,  zeytin, labne ve açmayla. Kahvaltı yaparken atıştırmalık dizi izlemeyi seviyorum. Bu hafta 2 Broke Girls'ün 4. sezonuna takılmıştım.



5. Gün: Bugün gözüm açtı, simitin tamamını ısıttım ama yarısını yedim. Gerisi yine zeytin, labne, üzüm. Oh zaten cuumaydı, ne yesem güzel gelirdi.

Biraz mevsim değişsin, meyveler falan farklılaşsın, kahvaltı menülerim çeşitlenince bu posttan yine yapmayı planlıyorum.

Sevgiler.