yves rocher etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yves rocher etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mayıs 2016 Pazartesi

Kullandıklarım - 7



Sıradan alırsak:

Syoss Hacim Şampuanı: Bu şampuana beğenimi defalarca yazdım. Hacim şampuanları arasında en sevdiğim. 4-5 kutu kullandıktan sonra merak ettiğim başka bir markanın şampuanını deniyorum bu ara. Syoss'un da saç kremini aldım bu defa. Ama buna da gelecekte tekrar mutlaka dönerim.


L'occitane Ayak Kremi: Ayak kremi benim için bir ihtiyaç değil. Bunu da l'occitane'dan sipariş ettiğim pakette bulunduğundan kullandım. Güzeldi, duştan sonra sürüp yattığımda ertesi sabah ayaklarım yumuşacık uyandım. Ama zaten çok ayakta durduğum bir işim olmadığından ayaklarıma extra bakıma gerek duymuyorum. Sizin öyleyse tavsiye ederim bu kremi.


Gliss 6 Miracles Oil Essentials: Saç bakım yağı ise çok ihtiyaç benim için. Saçlarım uzun ve uçları boyalı. Yağ kullanmazsam kupkuru oluyor uçları. Bu defa da Gliss saç bakım yağını denedim. İşini yaptı, banyodan sonra saçım ıslakken 5-6 fıs sıkıp avucumla saçlarıma yedirerek kullandım. Elimdeki benzer ürünleri bitirip temizledikten sonra tekrar alabilirim.


Bunları şurdaki Yves Rocher yazımda yazmıştım.


Dove El Sabunu işte banyoda lavabonun kenarında duran herkese açık sabun. Seviyorum ben Dove sabunları, kuru kuru yapmıyor cildi. Bittikçe de yeniliyorum.


 
Bu yazının en ilginç kısmı bence bu. Yaz geleyazınca raflarda selülit kremi kalmadı a dostlar. Benim problemim selülitten ziyade çatlaklar olunca çatlak yağı aldım. Esasında bendekiler çok derin de olmamakla birlikte bunların herhangi bir kozmetik ürünle çözüleceğine inanmıyorum. Kozmetiği bırakın ameliyatla bile geçer mi emin değilim. Yine de böyle bir ürün var madem deneyeyim dedim. Başlarda bayağı düzenli, günde iki defa kullandım. Şişenin yarısından itibaren biraz boşladım. Gözle görülür bir etkisi olmadı.
 
Bir de kullanımı zor bence bunun. Bildiğiniz yağ. Vücuda sürünce emmesi zaman alıyor, yağlı yağlı nereye kadar dolaşacak oturacaksınız değil mi? Bir de cıvıklığından ötürü sürerken de hakim olmak zor, yerlere falan damlıyor ıyy.
 
Şimdi benzer problemler için daha krem formatında bir ürün kullanıyorum. Bitince onu da yazacağım.
 
Sevgiler.


19 Mayıs 2016 Perşembe

Kullandığım Yves Rocher Ürünleri




1,5 -2 ay önce bir yves rocher alışverişim oldu. Genel bir bitenler yazısı yazacağım bu yakınlarda ama bunların da çoğu bitince ya da bitmeye yaklaşında seri olarak bir ele alayım dedim.


İlk aldığımda topluca böylelerdi.


Önce duş jelleri. Bu alışverişte en severek kullandığım kısım duş jelleri oldu. Zaten yves rocher'nin duş jelleri oldukça başarılı ve fiyatına göre kaliteli. Üçünü de ayrı ayrı sevdim. Dinlenmeye ihtiyacım olan gece geç duşlarında lavantayı, uyanmaya ihtiyacım olan duşlarda kahve aromalıyı, çiçek kokusu istediğim zamanlarda da ortadaki Tiare çiçekliyi kullandım. Hepsi de çok güzel kokulu, cildi hiç kurutmayan, germeyen duş jelleri.


Yüz bakım ürünleri Hydra Vegetal serisinden.

Hydra Vegetal Yüz Yıkama Jeli: Yağlıya yakın ciltlere uygun bir seri bu. Ama bu yapıdaki ciltler için olan serilerdeki en olumsuz özellik olan yüzü aşırı kurutma ve germe özelliği yoktu bu yıkama jelinde. Hafif kokulu, doğal hissettiren bir ürün. Çok hemen ve kolay köpürmüyor. Biraz yüzünüze sürüp ovalaya ovalaya vakit geçirmek gerekiyor.

Yüzümü neyle yıkayacağımı bilemediğim bir zamanda tesadüfen indirimde görürsem tekrar alırım.

Hydra Vegetal Tonik:  Tonik kullanmıyordum uzun zamandır. Geçen aylarda bir yazıda peeling yaptıktan sonra gözenek problemi yaşamamak için toniğin öneminden bahsediyordu. O kapsamda aldım bunu da. İşe yaradı mı bilemiyorum. Yüzümü irite etmedi, bir zararını görmedim. Zaten çok hafif makyaj yaptığımdan yüzümü silip yıkayınca makyaj kalıntısı kalmıyor, ama daha ağır makyaj yapıyorsanız yıkamaya rağmen kalan makyajı da temizleyeme yarayabilir bu tonik.

Hydra Vegetal Nemlendirici: Karmaşık hislerim var bununla ilgili. İlk başlarda oldukça güzel geldi nemlendirdi, yağlandırmadı. Ancak sonlarına doğru cildim biraz yağlı olmaya hatta yağ bezeleri olmaya başladı. Kremle alakalı mıdır emin değilim.

Çok ağır değilse de çok hafif de bir yapısı yok, tam su bazlı bi nemlendirisi diyemeyiz. Yaz için biraz ağır geldi bana, sonbahar kış döneminde yeniden alabilirim.

Pure Camille Yüz Yıkama Jeli: Bu seriyi aldığım gün Hydra Vegetal Serisinin yüz yıkama jeli yoktu, bundan aldım. Bunu daha çok sevdim. Çok hoş bi çiçek kokusu var, Hydra Vegetal'den daha güzel temizliyor gibi hissettim. Seride duş jellerinden sonra en sevdiğim ürün buydu diyebilirim.



Yves Rocher Serum Exceptionnel: Aslında Yves Rocher'den saç ürünü almayı düşünmezdim. Bu birkaç ürün alınca hediye gelen veya bunu alırsam hediyesi olan bir üründü, tam hatırlamıyorum ama öyle bir durumu vardı.

Yani bence gereksiz, yine de bitene kadar kullanıcam. İşleci kuru saç uçlarını nemlendirmek, parlatmak, Bu işi çok daha iyi yapan daha uygun fiyatlı ürünler var. Çok başarılı bir nemlendirmeden bahsedemeyiz. Tekrar alacağımı düşünmüyorum.

Sevgiler.


6 Nisan 2016 Çarşamba

Dün Kullandığım Kozmetikler/Bakım Ürünleri


Yemek günlüğü yazıyorum da kozmetik günlüğü neden yazmayayım sevgili okur.


Sabah kalkar kalkmaz yüzümü Yves Rocher'nin şu papatyalı yıkama jeli ile yıkıyor ve ardından Hydra Vegetal serisinin toniğiyle bir güzel siliyorum. (Yves rocher alışverişi yaptım geçenlerde, yazacak kadar kullandığımda ayrı post konusu olacak.)


Ardından yine Hydra Vegetal serisini şu nemlendiricisini sürüyorum.


BB kremimsi kremim, kaş kalemim ve rimelimle hafif bi makyaj yapıyorum, sağlıklı ve canlı gözüküyorum.

BB kremi kullanma tarzımdan çok memnunum, anlatmak isterim: Nemlendiricimi sürer sürmez, cildim onu azıcık emdikten sonra çok ince bir tabaka halinde BB kremi de uyguluyorum hemen. Böylece nemlendirici ile karışıyor ve daha homojen bir görüntü oluyor suratımda. Böyle yapınca sanki hiç BB krem (ya da renkli nemlendirici ya da CC krem artık bu tip ürünlerden her hangisini kullanıyorsam) sürmemişim de iyi uyumuşum, cildimi güzel nemlendirmişim, ışıldatmışım gibi oluyor.



İki fıs da Chloe Love sıkıp çıkıyorum evden.


Gün içinde Dove el kremi kullanıyorum 2-3 defa. Eskiden hiç ihtiyaç duymazdım şimdi ellerim mutlaka geriliyor gün içinde. Çok lazım yani el kremi.


Akşam eve dönünde önce Garnier'nin şu suyuyla makyajımı siliyorum.


Ardından duş. Saçlar için Syoss'un bin yıldır bittikçe aldığım hacim şampuanıyla Schwarzkopf'un şu pek sevmediğim ama bitmeden de atmak istemediğim saç kremini kullanıyorum.


Vücut için Yves Rocher'in şu dul jeli. Yüzümü de Clinique'in scrubıyla güzelce yıkıyorum. Bu hafta hiç peeling yapmamıştım, iyi oldu.


Duş sonrası yüzümü yine tonikle siliyorum. 2 haftadır madecassol kullanmıyordum çünkü yüzüm pul pul soyulmuştu. Soyulanları peeling ve nemlendiriciyle hallettikten sonra yaz öncesi soyulacak yice soyulsun, sivilce izleri bi kat daha silikleşsin diye yine bi kullaniyim diyip madecassol sürüyorum.


Saç uçlarına Gliss'in saç ucu yağını, ayaklarıma L'occitane ayak kremini, dudaklarıma da L'occiatne lip balmı sürüyorum.


Ay tam yatağıma gidip film kitap seansıma geçecekken göz çevremi kuru hissediyorum. Sür sür bitmiyor.

Göz çevresi için ayrı bir  krem almlıyorum, ne nemlendirici kullanıyorsam onu göz çevreme de hafif hafif sürüyorum. Ama bugün madecassol kullandığımdan, onu da göz çevreme süremeyeceğimden kuru kaldı. E bari oraya da acıbadem sütü süreyim diyorum. Bunu bazen tüm yüzüme de sürüyorum ama badem olunca kıllanma yapar diye de çekindiğimden sık kullanmıyorum. Oh mis gibi kokuyor.

Sevgiler.

11 Şubat 2014 Salı

Kullandıklarım - 4


Merhaba,



Son zamanlarda doğalcılık ekolünü benimsediğimden çok fazla kullandığım bir makyaj malzemesi yok. Makyaj malzemesi ile sağlanan güzellik / cilt kusursuzluğu sürdürülebilir olmadığından, sabah yataktan kalktığım halimi güzelleştirmediği sürece (ki kozmetik ürünler bunu sağlamaz zaten) bir ürünü pek almak istemiyorum. Makyaj malzemesine para yatırmayınca iyi bir cilt için kendimi şımartabildim bu ara.

Öncelikle kullandığım Avene ürünlerinden bahsedeyim:



Avene Eau Thermale: 


Ben bu termal su müessesesini nasıl olmuş da daha önce görmemişim, duymamışım bilemiyorum. Evian'ın falan da cilt bakım için termal suları varmış, araştırmalarım sonucunda ve daha önce kullandığım ürünleri nedeniyle markaya da sempatim olduğundan Avene'inkini denedim. Cilt tipi ne olursa olsun herkesin edinmesi gereken bir ürün bence.

Deodorant gibi sprey başlığı var, yüzüme püskürtüp biraz bekleyip hafif kuruluyorum. Püstkürtme başlığı gerçekten çok güzel, çok çok minik tozlar halinde yüzünüzün her yerine değmesini sağlıyor. İnce düşünülmüş yani. Kullanımını şuradaki videodan izleyebilirsiniz.

Termal suyunun da üzerinde yazdığı gibi soothing bir etkisi var. Ben sadece şöyle somut bir etkisine örnek vereyim: bunu aldıktan 2 gün sonra grip oldum ve burnumun kenarları silmekten kurudu, tahriş oldu, termal sudan sıktım bir sabah ve bir akşam, burun kenarlarımdaki tahrişten eser kalmadı. Yani kısaca gerçekten şifa bir ürün :)

Bu ara "ben kalp avene" şeklinde bir cilt bakım ritüelim var :)


Avene Emulsion Apaisant Equilibrant: 



Bu da şurada bahsettiğim skincode nemlendiricimin bitmesi üzerine aldığım nemlendirici. Yağlı veya karma ciltler için. Dediğim gibi cilt bakımında avene'in ürünlerini seviyorum. La roche'un karma ve yağlı cilt için olan ürünler çok agresif bir yapıdaydı ya da benim cildime etkisi öyle olmuştu. Avene gerçekten çok hassas. Bu nemlendiriciyi de sevdim, belli belirsiz bir kokusu var, temiz bir nemlilik sağlıyor. Cildiniz çok kuruysa tavsiye etmem, fazla nemlendirmez.

Aussie Luscious Long Shampoo:


Daha önceki yazılarımda da görmüşsünüzdür. Şampuandan beklentim zaten ince telli olan saçlarımı kafama iyice yatıştırıp kafama yapıştırmaması ama hacim vereyim derken de saç uçlarımı kupkuru tel tel yapmaması. Henüz böyle bir şampuan+saç kremi ikilisi bulamadım tabii ki :)

Aussie'nin bu ikilisi çok uzun saçlar içindi. Ben sevmedim, bittiğinde bi daha almayı düşünmüyorum. Vaadettiği şey saçları ipek gibi yapmaktı ama benim saçlarımdaki etkisi incecik hacimsiz saçlar oldu. Bundan önce şurada yazdığım downunder natural'tan bayağı memnun kalmıştım, saçıma hacim vermiti ama uçlarını çok kurutmuştu. Başka bir şampuan bulamazsam hacim için yine ondan alacağım sanırım.

Sizin de saçlarınız hacimsizse ve bu soruna çözüm sunan bir şampuan bulduysanız önerilerinizi beklerim.

Bobbi Brown Tinten Moisturizer vs. Yves Rocher Peau Parfait:





Fondötenden uzaklaşma ve makyaj yapmamaya başlama sürecimde son aldığım ürün bu iki renkli nemlendirici oldu. Önce Yves Rocher'yi aldım. Hiç ama hiç sevmedim. Ciltteki renk farklılıklarını bi derece ortadan kaldırıyordu ama 2-3 saat içinde ciltte normalden de yağlı ve parlak bir görüntü oluşuyordu. Ayrıca yves rocher'nin doğallık söylemine rağmen renkli nemlendiricisinde paraben bulunması da hoşuma gitmedi. Ucuz bir renkli nemlendirici olsa da verdiğim para boşa gitti 2 kere kulanıp yer kaplamaması için çöpe attım.

Bobbi Brown'ın renkli nemlendiricisinden ise genel olarak memnun kaldım. Cilt tonunu eşitleme, ufak tefek kusurları kapatma açısından başarılıydı. Ayrıca rahatsız edici olmayan matlaştırıcı bir yapısı var, parlama yağmıyor gün içinde. Bu ara kullanmıyorum ama arada canım makyaj yapmak istere diye bulunduruyorum. Renkli nemlendirici alacak olursam tekrar alabileceğim bir ürün.

Ve iki adet dudak bakım ürünü:



Blistex Lip Tone: 


Özellikle gül kurusu/pembe ruj sürünce dudaktaki pütürler çok belli olduğundan dudaklarımdaki pütürleri yok edecek bir ürün aradım, blistex zaten dudak bakımında çok kült bir markaymış. Ben de çok memnun kaldım, tavsiye ederim. Bu ürünün adından renkli bakım diye bahsedilse de öyle belirgin bir renk beklememek lazım, dudak rengi hoş bir renk veriyor.

Rimmel Lasting Finish Lipstick 105:

Bir de Rimmel'in bir üstteki resimde gördüğünü Kate Moss Lastin Finish serisinin 105 no'lu rujunu aldım. Şu aşağıdaki gibi bir renk. Kendim sürdüğümde fotoğraf çekmeyi unuttuğum için internetten bulduğum bir fotoyu koyuyorum :)


Bu aralar favori rujum. Blistex'e rağmen kalan azıcık bir pütür olduğunda da bu rujun yumuşacık kadifemsi yapısı kapatıyor. Fiyat performan oranı bu kadar iyi bir ruj görmemiştim. Yağlı vıcık vıcık değil, parlak cırt değil. Çok çok tavsiye ederim.

Benim son dönemde kullandığım ürünler bunlar. Sizin de kullanıp sevdiğiniz ürünler olursa bilmek isterim.

Herkese sevgiler.

30 Kasım 2013 Cumartesi

Kasım 2013



Merhaba,

Kasım ayı 'post'uma hoş geldiniz :)

Bu ay çok yoğun çalıştığım için biraz sıkıcı geçti. 

Paşabahçe'den aşağıdaki 'fener'i aldım. Bu ay aldıklarım arasında en çok hoşuma giden şey bu. Çok sıcak bi dekorasyon malzemesi bence.


Bi de paşabahçe'den aşağıdaki bardak kapaklarını aldım. Onlar da yine çok lazım bir ihtiyaç malzemesiydi :) Beyaz kedinin kolyesinin sevimliliği karısında tam bir kız olup "ayyy çok tatlıııa" hissiyatına büründüm. Zaten bu hissiyatı yaratmasa kimse bu ufacık şeyin tanesine 15 TL vermez :)



Bu ay aldığım kitapla şunlardı:


Üzülerek söylüyorum ki 'Uğultulu Tepeler'i yarım bıraktım. Ama sorun kitapta değil bendeydi. Zira işlerimden dolayı o kadar 3-5 günde bir okuyabildim ki kitaptan koptum. Keşke bu yoğunlukta başlayıp kitabı harcamasaydım.

Bi de bunları sipariş ettim, geldiler. İşlerim azalsın da okuyayım diye hevesle bekliyorum.



Bunlar da kıyafet, çul-çaput akışverişlerim.

Zara'dan açık gül kurusu bir ceket, ofiste giymelik:


 Gap'ten şu kazak, soğukta giymelik:


Yine Gap'ten şu gül kurusu tişört. Bu sene içimde bir gül kurusu sevgisi baş gösterdi.


Kozmetik olarak yves rocher'den aşağıdaki bb krem'i aldım. Asla ve kat'a memnun kalmadım, çöpe gitti. Ayrıntılı yazacağım. Bir de fotoğrafını koymayı unuttuğun bobbi brow bb krem'i aldım. Ondan çok memnunum. İkisi için karşılaştırmalı bir post yapacağım.


Yedim, içtim:





Birisi kahveme şu kalpten yapmayagörsün, hemen tav olurum. Starbucks'ı artık sevmeme sebebim: kahveme kalp yapmıorlar, hiç sanat yok, ruh yok :)



Bu da rutin bir kahvaltım. Hafta içi / haftasonu, temiz temiz kahvaltı yapmayı çok severim.



Annem çok güzel mercimek köfte yapar. Ben de yaparım da tabi ona vakit bulmam lazım :)

Yürüyüp yürüyüp yorulduğumuz bir gündü bu da, afiyetle yedik.



Bunlar da denediğm biralar:



Tatlarını sorsanız hangisinin tadı nasıldı hatırlamıyorum. Zaten buradaki zevkli kısım da değişik bira denemek. Yoksa bira içesim olduğunda efes/bomonti benim için yeterli :)


Sadece bu aşağıdakinin azıcık guiness'e benzediğini hatırlıyorum:



Bu ay anneannem bizdeydi 3 hafta. Aşağıdaki örgüye başladık kendisinin önderliğinde. Renkleri ben seçtim. Ama söylemeliyim ki gerçekte fotodakinden daha güzel duruyor renkleri.

Örgü iplerim, dizi izleyebileceğim bir bilgisayar ve kitaplarımla evden hiç çıkmadan 1 ay geçirebilirim sanırım.


Şu keds ayakkabı için da alsam mı almasam mı diyerek 3 defa gittim denedim mağazada. Neticede almadım önümüz kış diye. Sezonunda gidip pahalı alıp kazıklanmazsam rahat edemem.

Bu da sevimli anneannemle kahve içerken. Kendisi pek hazzetmedi Gloria'nın kahvesinden, şeker attıysam da acı geldi ona ama ben üzülmiyim diye hiç çaktırmamaya çalıştı, içti hepsini :)



Aslında özellikle son kısımlarında sanki hep ofiste geçen bir kasım gibi gelmişti yaşarken ama resimlere baktığımda hoşuma gitti. Aralık daha serbest geçer umarım.

Herkese sevgiler, mutlu son aylar :)