ismail ceykıb etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ismail ceykıb etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mayıs 2016 Pazartesi

Nisan 2016



Baharın çiçekleri ve meyveleri ne güzel. Portakal yiyip mum yakmaktan sıkılmıştım. Bu ay erengüller aldım. Çok mis değil de neler.


Martha Stewart'ın 'one pot pasta'sını denediniz mi? Denesenize. Çok güzel ve kolay.

Gerçi benim üniversite yıllarımda yurt/öğrenci evi deneyimim yok. Olanlar bu tarife bildiğin fazla kap bulaşmasın, kolay olsun mantığında öğrenci evi yemeği dediler :) Neyse bana göre gayet afilli one pot pasta.


Sonucu böyleydi.


Bu ay bazı sabahlar chialı puding yedim: Akşamdan 1 su bardağı süte 2 çorba kaşığı chia olacak şekilde koyuyoruz. Tatlandırma amaçlı da bal/pekmez/vanilya üçlüsünden istediğimizi ya da istediklerimizi istediğimiz kadar koyuyoruz. Bunu akşamdan yapıp dolaba koyunca ise sabaha kahvaltınız hazır. Tat vermek için başka aklınıza gelen bir şey olursa o da olur. Serbest çalışma.

Gün içinde yemek isterseniz 2 saat de yeterli chiaların şişmesi için.  Hatta süt tercihinizi aromalı soya sütlerinden kullanırsanız oradan da bir tat yakalıyorsunuz.



Reçelli peynirli kahvaltı.


Bu ay şimdi yazarken fark ettim ki sadece bu kitabı okumuşum. Ne az.
Öykülerden oluşan bir Haruki Murakami romanıydı, hepsi de bir şekilde sevgilisini/karısını kaybetmiş erkeklerin hikayeleri. Zevkliydi.


Bahar yorgunluğu ne zaman bitecek. Akşamları 9'da uyuyakalmamak için iş çıkışları Redbull içmeler.


Soslu tavuk denemelerim sürdü.Yanına da iş çıkışı hızlı pişsin diye minicik doğrayıp az yağda tavada pişirdiğim ya da fırınladığım patates.

Nutellalı, muzlu, çilekli tost. Bazen olur öyle.


İsmail yemek yaparken teftişte.


Bezelyeli, brokolili, ton balıklı makarna.


Bu ay 10 kilo çilek yemişimdir.


Ne yalan söyliyim iyi gezdim. Gezmelerimi ayrı ayrı postlar yaptığım için buraya tekrar almadım.


Redbull içmediğim zamanlar kahve içtim.


Filmlerden de sadece Room'u izlemişim. Ne garip yine çok az. Oralarda buralarda gezmekten fırsat olmadı zaar. İzlemediyseniz çok öneririm, konusu da akışı da çok çok güzeldi.


The Big Bang Theory'e başladım bu ay! Bir dahaki ay da artık Amerika'yı keşfederim herhalde.
Aşırı eğlenceliymiş, hızlıca 2. sezonundayım bile. Çok keyif.


Pankek yaptım bir ctesi.


The body shop'tan bir maske aldım, ballı ve yulaflı. Çok iyi hissediyorum haftada 2 gün onu yaptığımda. Yazacağım biraz daha kullanayım da.


Bir de yine uykumun çok olmasından mütevellit uyduruk uyduruk affogatolar oluşturdum. Sade dondurma yanında amerikano. Kimi zaman da dondurmayı americanonun içine koyarak. -naptı, kahveyi şekersiz içti.

Bol gezmeli, eğlenceli, güzel yemekli, iyi mayıslar dilerim. Sevgiler.

27 Mart 2016 Pazar

25 Mart 2016'nın Günlüğü


Blog yazmaya karar verdiğimde fotoğraflı bir günlük olarak düşünmüştüm. Hatta adı da "ne yapmalı" olacaktı. Neticede hepimiz gündelik can sıkıntısından burada değil miyiz?
Sonra günlük yazamadım tabii, aylık postlar yaptım. Haftasonu 2 tüm gün süre bir konferansa katılacağımdan bugünü izin aldım. Bir günlük yazayım dedim.

Yurtdışı gezi postlarıma yaptığım gibi ileride bakar nostalji yaparım. Hem de siz canım okurlarım macera dolu yaşantıma tanıklık etmiş olursunuz. Ben çocukken içi gözüken evleri gözetlemeyi severdim, belki siz de bu yazı türünden hoşlanırsınız.

Girizgahımı yaptım. Başlıyorum.



9'da uyanıyorum. İsmail'le sırnaş, mırıldaş, yatakta dön, yatağı topla derken 10'a geliyor. Bir bölüm Death Note izleyerek müslili hafif bi kahvaltı yapıyorum. Çünkü biraz daha beklersem başım ağrır, gözlerim kararır, bir dolu şey.


Sonra duş. Yüzüm kurudu, pul pul oldu bu ara. Duştaki hedefim şu clinique scrubla o pulları güzzeeelce temizlemek, duştan çıkınca da cildimi bolca nemlendirmek. Güzel de oldu, ölü deriler tümden gitti, yumuşacık tertemiz hissettim.


Macera dolu hayatımın en maceralı anlarından, bulaşık makinesi boşaltmak. Seviyorum tabak çanak, züccaciye neyse ki.


Ben bunlarla oyalanırken öğlen oluyor. Bugün sevgilim de evde daha güzel tarafı. O işten geliyor. Ben de öğlen yemeğine acıkmıştım zaten. Geniş kahvaltı yapıyoruz yumurtalı, peynirli, taze meyvesulu.


Sonra o uyumaya geçerken ben de tekrar mutfak toplamaya. Kahve makinamı temizliyorum önce, aylardır erteliyordum. Sonra da genel tertip. Sonuç bu. Düzgünce dizilmiş, tertemiz mutfak da bana huzur veren şeylerden biri.


Sonrasında bi dışarı çıkıp sıcak su torbası alma niyetim var. Ama tam öğle arası oldu ve her yer öğle yemeğine çıkan pis çalışanlarla doludur şimdi meh meh (bir gün çalışmayınca gündelikçilere kızan yazlıkçılara dönmüştü). Onlar işlerine gitsin diye beklerken az kitabımı okuyorum.


Sonra nihayet ekonomiye katkı için dşarıdayım. Evime en yakın yere gidiyorum, hiç arabaya binip uzaklaşasım yok. Hem hava alıyorum. Çıkmışken İsmail'in biten ıslak mamasını da aliyim diye pet shopa giriyorum. Buncağızı salmışlar, vik vik dolaşıyo ortalıkta. O da hava alıyor.


Sıcak su torbası ve ıslak mama için çıkmıştım ama bunlarla döndüm. Uzakdoğu temalı kuğa ve kaseler, evdeki yeşil tabağımla takım oluşturacak başka bir kupa ve minik bir vazo. Tabak çanak züccaciye severim demiştim.


Aldıklarımı yerleştirtikten sonra uzakdoğu esintili kupamı baklava eşliğinde kullanıma açıyorum. Yankee Candle'ın "üzümlü ekmek" koklu tartını da eritip ortamı pastaneye döndürdükten sonra biraz daha kitap okuyorum.


Bu pamuk çocuk da o sırada sarı köşe konseptimi şöyle bir yoklayıp 3-4 saat uyumak üzere sarı koltuğa yerleşiyor.



Ben de aynı noktada kalkmadan kitaptan yine biraz Death Note izlemeye geçiyorum. Bu ölüm meleğinin birini defterini yer yüzüne düşürmesi ve onu Light Yagami adında bir insanın almasını konu alan bir anime. Deftere birinin ismini yazar ve o sırada o kişini yüzünü hayal ederseniz o kişi 40 saniye içinde ölüyor. Çok sürükleyici. 37 bölümden oluşuyor. 33teyim bitmek üzere.

O sırada parmaklarımdaki çıkık çıkık kırmızı ojeleri fark ediyorum ve bi zahmet kalkıp onları silip yerine bu sütlü mavi ojeyi sürüyorum.


Akşam geldi bile. Bir takım hazırlıklar.


Akşam yemeği hazır. Pastırmalı ramen.


Yemekten sonra da Agora eşliğinde viski. Ya da tam tersi.

Spnra da koltukta uyuklama sonrası yatağa geçiş.

Bu da böyle bir günümüzdü.

Öptüm.

15 Mart 2016 Salı

İsmail Ceykıb - 3

 
 
Evde İsmail'in en çok vakit geçirdiği lokasyon. Aslında TV izlerken ayağımı uzatırım diye aldığım pufu üzerinde, pencerenin önünde. Gündüz perdeler açıkken dışarıyı, akşam içeriyi kontrol altında tutuyor oradan pamuksu.

 



 

Çok seviyorum. Sabah ne giyeceğine karar veremeyen biri.


Ben yatakta kitap okurken gelip yanımda kıvrılıyo. Beni seveceğine ne işlerle uğraşıyosun bakışıyla gözlerini bana dikiyo, ben kendimi tutup da burnumu karnına gömüm öpücük manyağı yapmazsam ööyle beklerken sızıyo.



Şu duruşu çoğu zaman benim de iş dönüşü ruh halimi yansıtıyo.
 


Burada böle yatarken ben hazırlanıyordum, dışarı gideceğimi anlamıştı. Tripli tripli götünü döndü, sonra da uyuya kaldı.


İsmaille yapılan kahvaltılar  > diğer tüm kahvaltılar. Eskiden ben bişey yiyecek oldum mu gelir içine girecek gibi yapardı, ben de sakınırdım. Meğer koklayıp gidecekmiş. Şimdi ne yiyeceksem gelip kokluyo, verirsem yiyor, vermezsem ya böyle karşımda oturuyo ya da gidip pencere önündeki yerine kuruluyo.

Kediniz olacaksa ve bu sizin ilk kedinizse ilk başlarda yemek yemeyi işkence haline getirecek gibi gelebilir size de. Ama sakınmayın, gelsin koklasın. Çok sevdiği bişey olsa bile (misal sucuk, kokusuna deliriyo ama yememesi lazım, baharatlı çünkü) vermedikçe ısrar etmiyo. Biraz duygu sömürüsü yapabilir gözlerini dikip sadece :)


Kıvrımlarını yediğimin heyvanı. Şu pozu çok huzurlu değil mi?

Sevgiler.

1 Şubat 2016 Pazartesi

Ocak 2016


Lüset Kohen Fins diye bir yazarın şu kitabını çok severek okudum. İş için iki defa Antalya'ya gitmem gerekti bu ay. Bitirene kadar yolda da evde de elimden düşürmedim. Akıcı, iyi giden tempolu ve merak uyandıran bir kitaptı.



Mudo'dan şu meyve sepetini aldım. Meyveler cam ve geniş bir kasede dağınık dağınık duruyordu. Güzelce toparladı bu. Hem de sempatik görünümlü. Ölsün dağınıklık, yaşasın obsesiflik.


Sir İsmail. O papyon boynunda ben diyeyim 3 siz diyin 5 saniye durabildi. Bu foto da o kıymetli anlardan, kaçırmadım.


Karidesli ve kuşkonmazlı makarna yaptım.


İsmailgül. Dişi yakarış. "Ben senin oyuncağın mıyım" bakışı.


Bağzı akşamlar Yankee Candle tartlarımı eritip kitap okudum. Bu kitap da "sade yaşam" kavramına ilişkin güzel bir kitap. Hepimizin düşüncesizce (yani ihtiyaç olmadan sadece istek temelli) alışveriş yaptığı zamanlar olmuştur. Hem israf hem de evde gereksiz kalabalık demek bu.

Bu kitapta da 5 dk'lık, 10 dk'lık, 1 saatlik vs egzersizlerle yaşamınızı nasıl sadeleştirebileceğinizi giysi, ilişki, para, teknoloji vs yönlerinden güzelce anlatıyor. Mesela yeni bir şey aldığınızda onun muadilinin çok yüksek ihtimal evde zaten var olduğunu hatırlayıp bunu aldığımda evden neyi atacağıma kafa yormak yine bu kapsamdaki egzersizlerden biri. Alışverişte savruklaştıysanız veya herhangi bir konuda aşırı tüketimden kaynaklı kayıp hissediyorsanız kendinizi çok tavsiye ederim bu kitabı.



Bir gün çok gergindim. Azıcık viski içip rahatliyim dedim. İsmail da azıcık kuruyemiş versene salona dağıtayım ortalığı batırayım dedi.


Bir akşam misafir gelecekti, tatlı yapmıştım. Ertesi gün kalan tatlı ile şu kitaplardan birine başlayayım dedim. Tatlıyı yedim ama kitaba başlayamadım internet bağımlılığından. İnstagrama bak, candy crush oyna, wassap derken yattım. Bu ay pek çok akşam da böyle ve erkenden uyuyarak geçti.



Fırında az yağlı sebzeleri çok seviyorum. Yanında da yoğurtla. Ekmeksiz  doyuluyor şu tabakla.



Bi de bu ay sürekli gömlek üzeir bluz/kazak giydim. İşe giderken ceket falan giymeyip böyle giyerek kendimce bir pijamalılık hali, bir alayına isyan haller yaşadım.

Yukarıda bluz Topshop 2 sene önceki kış sezonu, gömlek Perspective bu sezon, kolye Cos bu sezon. Şu geniş yaka gömlekler de moda olmakla ne iyi etti.


Bu ay bi de son olarak Thor: The Dark World'ü izledim. Gayet güzeldi.
Kitap ve film açısından verimsiz bir aydı, çünkü iş yoğundu ve akşam koltuğa oturduğumda uyuklamaya başlıyordum yorgunluktan. Şubatta daha çok inşarla.

Sevgiler.