yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ocak 2017 Pazartesi

9 Ocak 2017'nin Günlüğü




Beklenmedik şekilde mutlu eden bu günü blog tarihime yazmak istedim. Sabah, cumartesiden beri yağan karla bizim balkon şöyle, yollar da kar dolu olunca bugün evden çalışmaca vardı.


08:30'da kalkıp önce şu ekmeksiz minik kahvatıyı yapıyorum. (Şubata kadar 4 kilo vermek gibi olduğu kadar olmadığı kader bir hedefim var. Ama ben azcık dikkat edince bile oluyor zaten.)

Aynı anda da bugün neler yapacağımı planlıyorum. Yapacaklarımı yazıp üstünü çizmeyi severim. Erteleme huyunuz varsa siz de yapın. Hiç bir şeyi ertelemez, unutmaz, atlamaz hale geliyorsunuz. Muhteşem.



Kahvaltım ve planlamam bitince filtre kahve yapmaya geçiyorum mutfağa. Ben kahveyi çekirdek olarak Petra'dan alıp Hario'da demliyorum. Geçen hafta kahve değirmeni, hario ve filtre spariş ettim. 140 TL civarında bir masrafı var tüm sistemin (kahve hariç).

Daha önce Delonghi'de espresso yaptığımı görmüşsünüzdür. Bazen hala ondan da yapıyorum. Ancak espresso makinemin vidaları sökülerek bir temizlenmesi gerekiyor, onu tam nasıl yapacağımı henüz çözemedim. Bir de Petra'nın kahvesi o kadar farklı güzel ki, espresso olarak içinde aroması hissedilmiyor, filtre kahve daha iyi hakkını veriyor. Bu yüzden bu ara filtre kahve.


Hario'da demlemenin en önemli noktalarından biri önce kahveyi ıslatıp bir 30 saniye beklemek. Gerisi normal demleme. Tabii yavaş yavaş ve her yerine eşit dökerek.


Mmm muhteşem, yumuşacık kahvemi bir dilim nutellalı ekmekle içiyorum. Bir taraftan da çalışmaya başlıyorum.


İsmail de beni teftiş ediyor bilgisayarın arkasında.


2-3 saat çalıştıktan sonra kalkıp bir yüzümü yıkayıp, nemlendirip kendime çeki düzen veriyorum.


E öğlen oldu. Biraz ara verip kitabımı okuyorum. Bayağı başlardayım ama çok eğlenceli ve sürükleyici bir kitap.


Sonra öğlen yemeği. Manzaram böyle.


Yemekte de ton balıklı sandviç ve red ale bira.


Yemekten sonra 45 dakika spor yapıyorum. Spor sonrası camı hafif aralayıp İsmail'e kar havası aldırıyorum.


Sonra This is Us'ın 4. bölümünü izleyip salep içiyorum.


Bu defa odaya geçip 2-3 saat daha çalışıyorum. Bitirdiğim işlerin üstünü çizmişim. Ne güzel.


Sonra "When Marnie Was There" (Omoide No Mani) diye bir animasyon filmi izliyorum. Aile bağları, dostluk vs temalı ve biraz da gizemli. Bunları zaten severim. Ama bunun çizimleri de çok güzel. Bayağı beğeniyorum.

Filmden sonra bir yarım saat daha çalışıp işleri toparlayıp akşam yemeği faslına geçiyorum.

Yemekte karides noodle var.


Yemekten sonra asıl adı Taare Zameen Par olan şu yukarıdaki Hint filminin yarım saatlik özet geçilmiş bir versiyonunu izliyorum.


Sonra da çekirdek çıtlayıp bira içeren Serseri Mayınları izliyorum. Ferzan Özpetek hep severim zaten. Bu filmini izlememiştim. Huzur veren filmler kategorisinde yer alıyor bence ve gayet kafa yormayan, hafif, eğlencelik bir film. İyi bir hissiyatla da kapanış yapıyor. 

Saat 01:30 olmuş bile. Yatıyorum.

Sevgiler.



1 Ağustos 2016 Pazartesi

Akşam Yemeği Menüleri - 2

Bu seriyi de pek yapmamışım bi süredir.


Pazartesi: Kıymalı pazı yemeği ve makarna.


Salı: Kalan kıymalı pazı yemeği ve fırında kaşarlı mantar. Aslında iki gün üst üste aynı şeyi yemeyi sevmem ama ot yemeklerinde bunu ayarlamak çok zor. Olur öyle napalım.


Çarşamba: Fırında körili tavuk ve patates, pilav.



Perşembe: Fırında yerli somon ve kinoa salatası.


Cuma: Biber dolması. İçini bibere göre ayarlayamamışım, fazla olmuş. Onu da tavada pişirdim ayrıca. Yandaki o.



Cumartesi: Köfte, makarna, yoğurtlu taze fasulye.


Pazar: Zeytinyağlı engingar. Hafif olsun doyarım diye düşündüm ama et olmayınca doymadım. Öyle geçiştirdik.

31 Temmuz 2016 Pazar

Temmuz 2016


Temmuz'un ilk yarısında Datça'daydım. Oradan fotoğraflar koymuyorum. Deniz, güneş, midye, bira, kokteyl, sohbet, kitap. Mis gibiydi. Yurtdışı olsa gidene yardımcı olur diye uzun uzun anlatırdım ama Datça'da kılavuzluk edilecek bir durum yok. Bence 2 haftadan az olmamak üzere gitmek, dinlenmek, kafa boşaltmak, nefes almak lazım. Yapabileceğim kılavuzluk bu. 

Temmuz'da ayrıca hayatımda büyük bir değişiklik oldu. İşten ayrıldım. Üzerimdeki kelepçeler, kıskaçlar açıldı. Hayatımdaki içime sinmeyen şeyler sona ermiş oldu. 

Bunun dışında ben yine gündeliği, ev hayatını, neleri sevdiğimi, nelerin beni mutlu ettiğini, nelerin oyaladığını anlatayım: 



Yeni yıkanmış, düzeltilmiş tertemiz yatak. Beni çok mutlu edenlerden. Bu ara ruh halim de genelde bu yatak gibi. Tabi üşenmeyip nevresimi ütülesem daha da mutlu edici olur :)


E-kitap okuyucu 2-3 senedir aklımda olan ama Türkçe e-kitap az olduğundan ertelediğim bir şeydi. Geçen hafta aldım sonunda. Şimdilik aşırı memnunum. İlk kitabım Tess Gerritsen-Gece Nöbeti.


%55'ine gelmişim bile. Çok akıcı yazıyor bu yazar, bayağı seviyorum. Bir de e-kitapta kitabın yüzde kaçını okuduğumu görmek hoşuma gidiyor. Kitabı kontrol altında hissediyorum sanırım. Zaten hangimiz normal kitabı bile arada kapatıp ne kadarını okudum diye bakmadık ki çılgınlar gibi?



Ondan önce Zülfü Livaneli'nin şu yukarıdaki kitabını okudum. Sevmedim pek. Sıkıldım. Livaneli'nin Kardeşimin Hikayesi'ne kadar tüm kitaplarıı çok severek okumuş sonra artık çok sıkıldığım için orada bırakmıştım. Bu kitabı bir arkadaşım hediye etti, e ben de varken okuyayım dedim. Ama ı-ıh, sarmadı. Zorla bitirdim.


Bu ay filmlerden Matrix-1'i izledim. Öğrenciyken izlemiştim, bir daha izleyeyim dedim. Ekrandaki o.


Onun dışında da şu yukarıdaki filmleri izledik: Hector and the Search For Happiness, Paul, Shaun of the Dead, Ange et Gabrielle.

İlk 3'ü Simon Pegg filmleri, güldürüşlüydü. En çok Hector and the Search For Happiness olmak üzere hepsini sevdim, çok zevkliydi. Zaten Simon Pegg'i biraz garip olsa da kıyı köşe bir filmi olan Man Up ile keşfedip ondan beri takip ederim. Sonuncusu da bir fransız filmi (ya da belki komedisi mi demek lazım).



Evde yaralı bir misafir var. İsmail gergin saatler yaşıyor bazen.


Canım The Big Bang Theory'nin 9 sezonunu bitirdim. Şimdi 10'u bekliyorum.


Uydurmasyon kokteyller: Şeftali püresi, ice tea, votka ve nane. Tatlı ve güzeldi.


Uydurmasyon tatlımız bu da.


Öyle işte sevgili okur. Artık geniş kahvaltı yapmak için Pazar'ı beklemenin gerekmediği günlerdeyim.

Sevgiler.

2 Mayıs 2016 Pazartesi

Nisan 2016



Baharın çiçekleri ve meyveleri ne güzel. Portakal yiyip mum yakmaktan sıkılmıştım. Bu ay erengüller aldım. Çok mis değil de neler.


Martha Stewart'ın 'one pot pasta'sını denediniz mi? Denesenize. Çok güzel ve kolay.

Gerçi benim üniversite yıllarımda yurt/öğrenci evi deneyimim yok. Olanlar bu tarife bildiğin fazla kap bulaşmasın, kolay olsun mantığında öğrenci evi yemeği dediler :) Neyse bana göre gayet afilli one pot pasta.


Sonucu böyleydi.


Bu ay bazı sabahlar chialı puding yedim: Akşamdan 1 su bardağı süte 2 çorba kaşığı chia olacak şekilde koyuyoruz. Tatlandırma amaçlı da bal/pekmez/vanilya üçlüsünden istediğimizi ya da istediklerimizi istediğimiz kadar koyuyoruz. Bunu akşamdan yapıp dolaba koyunca ise sabaha kahvaltınız hazır. Tat vermek için başka aklınıza gelen bir şey olursa o da olur. Serbest çalışma.

Gün içinde yemek isterseniz 2 saat de yeterli chiaların şişmesi için.  Hatta süt tercihinizi aromalı soya sütlerinden kullanırsanız oradan da bir tat yakalıyorsunuz.



Reçelli peynirli kahvaltı.


Bu ay şimdi yazarken fark ettim ki sadece bu kitabı okumuşum. Ne az.
Öykülerden oluşan bir Haruki Murakami romanıydı, hepsi de bir şekilde sevgilisini/karısını kaybetmiş erkeklerin hikayeleri. Zevkliydi.


Bahar yorgunluğu ne zaman bitecek. Akşamları 9'da uyuyakalmamak için iş çıkışları Redbull içmeler.


Soslu tavuk denemelerim sürdü.Yanına da iş çıkışı hızlı pişsin diye minicik doğrayıp az yağda tavada pişirdiğim ya da fırınladığım patates.

Nutellalı, muzlu, çilekli tost. Bazen olur öyle.


İsmail yemek yaparken teftişte.


Bezelyeli, brokolili, ton balıklı makarna.


Bu ay 10 kilo çilek yemişimdir.


Ne yalan söyliyim iyi gezdim. Gezmelerimi ayrı ayrı postlar yaptığım için buraya tekrar almadım.


Redbull içmediğim zamanlar kahve içtim.


Filmlerden de sadece Room'u izlemişim. Ne garip yine çok az. Oralarda buralarda gezmekten fırsat olmadı zaar. İzlemediyseniz çok öneririm, konusu da akışı da çok çok güzeldi.


The Big Bang Theory'e başladım bu ay! Bir dahaki ay da artık Amerika'yı keşfederim herhalde.
Aşırı eğlenceliymiş, hızlıca 2. sezonundayım bile. Çok keyif.


Pankek yaptım bir ctesi.


The body shop'tan bir maske aldım, ballı ve yulaflı. Çok iyi hissediyorum haftada 2 gün onu yaptığımda. Yazacağım biraz daha kullanayım da.


Bir de yine uykumun çok olmasından mütevellit uyduruk uyduruk affogatolar oluşturdum. Sade dondurma yanında amerikano. Kimi zaman da dondurmayı americanonun içine koyarak. -naptı, kahveyi şekersiz içti.

Bol gezmeli, eğlenceli, güzel yemekli, iyi mayıslar dilerim. Sevgiler.